Twitter Updates

25 Haziran 2011 Cumartesi

TOUCH İSTANBUL (HAZİRAN YAZISI)

Yaz, benim için hüzünlü başladı. Teoman'ın yeni albümü "Aşk&Gurur", Jale'den "Aşkın Şarkısı", bir de hepsinin üzerine "O sahil, o ev, o ada, o kırlangıç da mı küs bana" diye soran Minik Serçe... Güneşli günlere hüzünlü bir geçiş...


TEOMAN
AŞK, GURUR, İSTANBUL, TESADÜFLER, YILLAR ÖNCESİ VS...

Önce bir itirafla başlayalım. Teoman'ın "Aşk & Gurur" adlı yeni albümü beni "En Güzel Hikayem" ve "İnsanlık Halleri" albümleri kadar etkilemedi. Bu albüm, "En Güzel Hikayem"de olduğu üzere sarsıcı, serseri ve tokat gibi bir etki bırakmıyor bünyede. "İnsanlık Halleri" gibi de "bu sefer tamamen kafasına göre takılmış, canı ne isterse yapmış" özgürlüğünün pek yakınlarından geçmiyor. Aslında genel olarak Teoman, yorulmuş, biraz hayatı akışına bırakmış, sert ve tutkulu günlerin ardından daha bir boşvermişliğe, akan nehre bırakmış gibi kendini albüm boyunca. Artık bu saatten sonra, işte ne kadar ne olursa, ne yaşarsak yanımıza kar veya zarar duygusu, tuhaf umursamazlığı hakim albüme. Zaten albüm "Bir gün daha geçmiş" cümlesiyle bu ruh halinin ilk ipuçlarını veriyor. Umudu da hevesi de pek kalmamış bir adam hani bir yandan isterken ama sanki daha çok laf olsun diye "Belki önümüz yaz/ Gideriz bir yerlere/ Belki dans edersin/ Kumsalda yalnız tek başına" deyiveriyor. "Yani bir yerlere gitmek kolay, hemen atlayıp gidebiliriz, gideceğiz de sonra ne olacak, işte istersen dans edersin, ben de belki seni seyrederim. Ama ne bileyim yeniden eskisi gibi heyecanlanabilir miyim, yeniden ateşleyebilir miyiz geceleri, zaten herşey de kötüye gidiyor, pek emin değilim, aman zaten çok da umursamıyorum artık hiçbir şeyi" der gibi. Zaten 2. şarkıda "kalbimi söktüm seni kazıyım derken" de demiş adam. Yani bir zamanlar, "Bana Öyle Bakma" ve "Yıllar Sonra"da anlattığı gibi naif, güzel, genç ve tutkulu şeyler yaşamış, itiraf etmiş. Ama artık "zor" der gibi: "Artık her şey hayalle gerçek arasında, ben de, sen de, hepimiz belli belirsiz, biraz flu, biraz gerçek, yaralı sanrılarız hayatın orta yerinde." 

Aslında bence artık pek bir şey yapmak istemiyor Teoman. Yazmak, kendini anlatmak, konuşmak bile istemiyor. Baksanıza kendini en iyi anlatan adam bu albümde röportaj bile vermek istemiyor. Onu en mutlu eden şey Deniz Durukan'ın yazdığı şiirlerde bir gece yarısı elinde fenerle öylece karanlığa susmak... Sahilde sıradan bir sarhoş olmak... Tanju Okan ağabeyini yad ederek "bugün bütün şişeleri kendine açmak" istiyor.  Belki yeri gelir, ağlar, rahatlar. Ama o sahile gitmesi lazım acilen. Ama her şeyden, herkesden soyunarak, derisini yaşadıklarından çıkararak, tek başına çırılçıplak kalarak. Bizi de oralara, en saf halimize sürüklemek istiyor. "Boşverin, yeteri kadar ciddiye aldık hayatı, baksanıza hiçbir şey olmadı" diyor. "Tek gerçek var" diyor, işte bu albümde oraya işaret ediyor.


SEZEN AKSU:
SEN DE OLMAZSAN EĞER, BATAR ARTIK BU GEMİ

Sezen Aksu'nun yeni albümünden,, ilk kez Kral Müzik Ödülleri'nde seslendirdiği "Unuttun mu Beni" şarkısını sahnede izlerken, farklı bir hüzne kapıldım. Evet, şarkı yeterince duygusaldı ve her yerimi ince ince sızlattı ama benim hüznüm Sezen'dendi. Sezen'i ilk defa o kadar hüzünlü, yorgun ve sanki gücü tükenmiş gördüm. Yeni albümü için "bu benim en neşeli albümüm, ameliyattan sonra bana bir neşe hali geldi" diyor ama sanki basıp gitmek, kalabalıklardan, herkesten, her şeyden kaçmak, bir süre kaybolmak ve sakince bir ağacın gölgesinde uzun uzun denizi izlemek istiyor gibiydi. Bugüne kadar bütün konserlerinde en ağır, en yaralı, en hüzünlü hallerini, taze can yanıklarını bile izleyicisiyle paylaşırken "Merak etmeyin, ben bunları yaşadım ama geride bıraktım. Bu acıyı atlattım, bununla baş edebiliyorum" tonlarında hayat karşısındaki güçlü ve vazgeçmeyen tavrını hepimize hissettiriyordu. O gece bunu hissedemedim. Dilerim o geceye özel bir yorgunluk halidir. Yoksa Sezen, "sen de olmazsan eğer, batar artık bu gemi"...


JALE:
AŞKIN ŞARKISI HİÇ SUSMAYACAK

Çok kıymetle sevdiğim, kalbimde öyle sakladığım seslerin başında gelir Jale. Nasıl da şefkatli bir sesi vardır. Nasıl da sıcacık söyler. Anlattığı hikayeleriyle hem yaralarınızı hatırlatır, bir yandan da pansumanını yine kendisi yapar. Sığınırsınız onun sesine.  Çok uzun zamandır ondan yeni şarkılar duyamıyorduk. Bu yazın belki de en güzel haberi Jale cephesinden geldi. Jale, 12 yıl aradan sonra, Hakan Eren'in ısrarı ve desteğiyle aramıza döndü. "Mor" adını verdiği yeni albümüyle Jale, yaz akşam üzerlerinde bir yerinden yakalayacak kalbinizi, kaçış yok. Üstelik her yaptığını duygularıyla yapan adam Soner Arıca imzalı "Aşkın Şarkısı", "Yenilirsem Yenileyim" ve "Herkes Evinde" ve diğer şarkılarıyla yapacak bunu. Hani gülümsemeler vardır, bilirsiniz ki içinde derin kesikleri, hüzünleri saklar. O gülüş anlatır kalptekini yüzde. Öyle şarkılar işte.


DELİ GÖNÜL ARZU EDER



NOSTALJİK ALBÜMLER UCUZLASIN

Avrupa Müzik, iflas eden Raks, Tempa Foneks ve Universal Türkiye'nin kataloğunu satın aldı ve Bonus Müzik alt markasıyla Sibel Can, Bülent Ersoy, Bendeniz, Ebru Gündeş, Gülben Ergen, Fatih Erkoç başta olmak üzere birçok ismin albümünü yeniden yayınlamaya başladı. Yıllardır zamanda "tutuklu" kalan bu albümlerin yeniden ışığa kavuşması sevindirici. Lakin bu albümlerin, yeni albümmüş gibi 15 TL civarı fiyatlara satılmasını tüketici adına çok fazla buluyorum. Avrupa Müzik dışında aynı sorunu, geçmiş kataloglarını yeniden basan Emre Müzik ve Fono Müzik'te de görüyorum. Eğer bu albümleri yeniden satmak istiyorsanız, fiyatlarını düşürmeniz, çeşitli kampanyalar yapmanız lazım. Satışların iyice azaldığı bugünlerde, bir de şartları zorlarsanız bizi baştan kaybedersiniz.


EMİR KİP'Lİ NOTLAR


- Geçen ay doğum günümü Zeynep Alasya'nın Mask'taki  şiir gibi performansıyla kutladım. Zeynep, müzikte en çok özlenilen Sezen, Nilüfer, Kayahan ve Aşkın Nur Yengi'li 80'ler ve 90'lar günlerine geri götürdü hepimizi. Duygulu ve gerçekten çok etkileyici bir sesi ve sahnesi var. Sayesinde gönüller hüzünlendi, neşelendi, unuttuklarını hatırladı, yeni günlere umutlandı. Bu arada, onu ilk gördüğünüz yerde Kayahan'ın "Geceler"ini bir de ondan dinleyin. Tüyler diken diken, uyarması benden. 


- Ghetto'da yapılan Fanta Stage yarışmasının final gecesinde, geçtiğimiz yılın birincisi Ozan Ünlü'nün performansına hayran kaldım. İlk albümde yer alacak 5 yeni şarkısını çaldı Ozan o gece. Şarkıların hepsini birden sevdim. Bir hikayesi ve derdi var, açık ve net. Ozan'ın sahnesinde ve şarkılarında melankolik, tutkulu,  yer yer umursamaz ve serseri bir duruş var. Rock müziğe bir taze kan daha geliyor. İlk fırsatta canlı izleyin.