Twitter Updates

29 Mayıs 2010 Cumartesi

YAZ 2010- POP NOTLARI 1

Öyle hızlı akıyor ki günler, ve öyle hızla,peşi sıra koştura koştura yayınlanmaya başladı ki albümler, ne dinlemeye, ne yazmaya yetişiyorum. Hızlı bir müzik turuyla baş başa bırakıyorum sizi. Notları ikiye ayırdım: Pop ve Rock Notları..Önce "pop cephe"yle başlayalım.

YAZ 2010- POP NOTLARI 1

ÜST BAŞLIK: KONSEPT ALBÜM PATLAMASI


Pop cephede bu aralar en trend olan şey "konsept albümler". Bir ara "cover" modası vardı. Herkes albümlerine birer ikişer "cover" şarkı koyarak hem bu banko hitlerden yararlanıyor, hem de kariyerlerine bu eski hitlerle taze baharlar getirmeyi umud ediyordu. "Cover"lar işe fazlasıyla yaradı. Şimdilerde ise artık birer ikişer şarkı kesmiyor kimseyi, "ara albüm" etiketini yapıştırıp "benim hep hayalimdi", "yıllardır böyle bir albüm yapmayı istiyordum", "bende en çok izi olan şarkılar", cümlelerini kendilerine üst başlık seçip, konseptine uydurup birer ikişer çıkarıyor baştan sona "cover"dıkları albümlerini. Söyledikleri gerçekten de doğrudur çoğunun herhalde, hayalleridir diyecek sözüm yok. Olsun da zaten, yapsınlar da bence. Böyle albümleri önemsiyorum. Normal şartlarda hiç söylemeyecekleri şarkıları, biz müzikseverler de farklı seslerden dinlemiş, zenginleşmiş oluyoruz. Tabi her zaman değil, bazen. Ama bu kadarı bile güzel Türkçe müzik adına...

GÖKSEL: HAYAT RÜYA GİBİ

1- Göksel'in ikinci retro hamlesinden ilki kadar tatmin olmadım. Bu albümle birlikte repertuvarın dümeni biraz daha 80'lere kırması gerektiğini düşünüyordum. Çünkü nostalji konusunda 70'lerin fazlasıyla suyunun çıkarıldığını düşünüyorum.

2- Keşke herkes tarafından "şıp" diye hatırlanan şarkılar yerine, biraz daha kıyıda köşede kalmış şarkılar seçseymiş Göksel. O yüzden albümde, daha önce bir çok kez başkalarından dinlediğimiz şarkılar yerine İçime Sinmiyor, Deli Etme Beni Aşk, Kıskanıyorum ve Orhan Gencebay klasiği "Kabahat Seni Sevende" beni daha çok heyecanlandırdı. En çok da bu şarkıları sevdim. Özellikle Orhan Baba'nın şarkısı, çok yakışmış Göksel'in ruhuna. Naif ve kırılgan yorumuyla çok uyuşmuş.

4- Repertuvarla birlikte albümün en büyük problemi enerji eksikliği. Tamam, şarkıların çoğu slow olabilir ama bu sefer şarkıları öyle enerjisiz okumuş ki Göksel, kendimi çok zorluyorum ama gönlümde pek yaprak kıpırdamıyor. Mesela "Ah Nerede" gibi işveli, cilveli, enerji dolu Füsun Önal şarkısı bile Göksel'in yorumuyla "sıkıcı" olmuş.

5- Teoman'la düet yaptıkları "Palavra"da da durum aynı. Şarkıya Teoman kadar yakışacak başka bir isim yok. Süper buluşma diyorsunuz ama Göksel'de yine aynı heyecan ve cilve eksikliği. Ajda Pekkan'ın nasıl seksi söylediğini hatırlamak, Göksel gibi çok sevdiğim bir müzisyen adına içimi acıtıyor. Keşke söylemeseymiş de bunları yazmak zorunda kalmasaymışım, diyorum...

İZEL- JAZZNAĞME:


1- İzel'in Jazznağme'sinde de bu tarz diğer albümlerde olduğu gibi ilk dikkatimi çeken şey repertuvar oluyor. Böyle albümlerde tavrım ve beklentim herkes için çok net. Milyonlarca kere yeniden yorumlanmış, eskitilmiş şarkıların yerine biraz daha kıyıda köşede kalmış eserlerin seçilmesi. Mesela hala "Bir Bahar Akşamı", "Bu Ne Sevgi Ah" gibi şarkıları görünce tüylerim diken diken oluyor. Neyse ki İzel, biraz bu dağılımı dengeli yapmayı başarmış. Gurbet, Akşam Güneşi, Kara Sevda ve Şiire Gazele de var...

2- Bu albümde de en sevdiğim şarkı Orhan Gencebay şarkısı oldu. "Akşam Güneşi" çok yakışmış İzel'in sesine. Göksel de İzel de, ardı ardına Orhan Babanın diğer büyük hitlerine göre daha kıyıda köşede kalmış bu şarkılarını iyi ki söylemiş. Bence madem "konsept" albüm rüzgarları esiyor, bir müzisyen de tamamen Orhan Baba'nın böyle şarkılarından bir albüm yapmalı. Hazine bulmuş gibi hissediyorsunuz.

3- İzel, genel olarak seçtiği her şarkıyı iyi yorumlamış. Zaten İzel, çok özel yorumculardan biridir. Ses rengini çok severim. Şarkılara kibar bir hüzün katar hep. Usul usul kendi içine eriyen mum gibi söyler.

4- Albümde beni tek ikna etmeyen şey adı ve dolayısıyla konsepti oldu. "Jazznağme" adını verdiği albümde İzel, bu şarkıları cazvari bir sound'la söylediğini iddia ediyor. Ama bana nedense "Kal Bu Gece" dışında hiç caz hissiyatı geçmedi. Daha Coşkun Sabah, Ferdi Özbeğen, Ümit Besen tonları aldım. Bunda hiçbir sakınca yok, böyle de gayet hoş. Ama "caz" yapıyorum diyorsanız, onun altını doldurmanız gerekir. Bir gün inşallah "caz"vari alt yapılarla da dinleyebiliriz İzel'i.

5- Keşke Cem Yılmaz'dan sonra "Ah Bu Gönül Şarkıları"nı ve Deniz Seki'den sonra "At Kadehi Elinden"i söylemeseymiş İzel. Şarkıların orjinal yorumcularının dışında, farklı bir ses aradığımda, ben bu ikisini dinlemeye devam edeceğim. İzel'i değil...

6- Albümde ısınamadığım ve büyük bir ihtimalle İzel'den dinlemeyi bir daha istemeyeceğim şarkılar şöyle: Yine Yakmış Yar Mektubun Ucunu, Akşam Oldu Hüzünlendim, Bir Bahar Akşamı, Bu Ne Sevgi Ah. Zaten bu şarkılar benim kişisel tarihimde çok sık dinlenmez, ama zamanı ve yeri gelirse seçtiğim yorum İzel olmayacak.

7- Muazzez Ersoy'un "Kal Bu Gece"si albümün caza en yakın yorumu olmuş. Şarkı, İzel'e çok yakışmış ama keşke biraz daha tempolu ve enerjik yorumlansaymış. Biraz enerjisi ve heyecanı eksik geldi bana.

IŞIN KARACA- ARABESQUE GEÇMİŞ, GEÇMEMİŞ HİÇ

1- Ben genel olarak bu albümü sevdim. Repertuvar seçimini de başarılı buldum. Hem "Tanrım Beni Baştan Yarat", "Mavi Mavi", "Dilektaşı", "Hor Görme Garibi", "Kimbilir" ve "Yalan" gibi arabesk deyince ilk akla gelen örnekler var, hem de "Diyemedim", "Ne Duamsın Ne Bedduam" gibi şimdinin aynasına yılların içinde hala daha taze kalmış şarkılar var.

2- Işın Karaca'nın yorumculuğu da genel olarak etkileyici. Zaten çok güçlü bir ses ama yüzü batıya dönük bir vokalin arabeskin koyu dehlizlerinde de gırtlaklı, nağmeli yüzebilmesi o kadar kolay değildir. Bu işten alnının akıyla çıkmış.

3- Şöyle bir problem var. Bazı yerlerde Işın'ın yorumu kulağınızı yoruyor. Daha az ses gösterisi yaparak, daha sakin de söyleyebilirmiş bu şarkıları. Sertab gibi, "ses gövde gösterisi" yapmaktan vazgeçmeli Işın. Bakınız Sertab, ne yumuşak, ne tatlı söylüyor artık şarkılarını. Yormuyor.

4- Çıkış şarkısı olarak "Dert Bende Derman Sende"nin seçilmesi çok doğru karar. Albümün en parlak yorum ve düzenlemelerinden biri. Hatta en görkemlisi. Işın da şarkıyı iyi yorumlamış. Ruhları birbirine çok uymuş. (Klibe biraz daha özen gösterilebilirmiş. Girişteki nostaljik kasetçi, sizi arabeskin patladığı yıllara ışınlayıveriyor ama sonrasında sıradan bir sahnede buluyorsunuz kendinizi. Keşke "arabesk"i daha çok hatırlatacak temalar kullanılsaymış)

5- Albümde beni en çok etkileyen iki şarkı oldu. "Diyemedim" ve "Ne Duamsın Ne Bedduam" Çok sarsıcı olmuş her ikisi de. "Diyemedim", Işın Karaca'nın en iyi yorumladığı şarkılar listesinde iyi bir derecede yer alacak kadar iyi. "Ne Duamsın Ne Bedduam" zamanının çok büyük ses getiren şarkılarındandır. Niyeyse biraz unutulmuş gibidir. Bu şarkının seçilmesi heyecan verici. Yorum da öyle.

6- "Kim Bilir" ve "Dilek Taşı" ise pek gönlümde yaprak kıpırdatmadı. "Dilek Taşı"nı hala sade ve sadece Gülden Karaböcek'ten dinlemeyi tercih ederim. Bir çok yorumcu söyledi ama bu şarkı Gülden'dir ve bu defter kapanmıştır gibi hissediyorum hep. Aynı şekilde "Kim Bilir" de defalarca yorumlandı. Ama onun yanında da bende yalnızca Kibariye yazar. Başka yoruma gerek yoktur. Keşke bu kadar sahipleriyle ayrılmaz bağ kuran şarkılar yerine, albümün kalanında olduğu gibi kendinin kılabileceği şarkılar seçseymiş Işın.

7- Albümün kapak fotoğraflarını beğenmedim. Yahu, madem "arabesk" konseptli proje bir albüm yapıyorsunuz, Selami Şahin'den danışmanlık alıyorsunuz, Maldivler'e gidivermişken fotoğraf işini de hallediverelim demek olur mu? Fotoğraflar sanki başka bir albüm için çekilmiş gibi. Oysa çok güzel "arabesk"e uygun bir temayla görsellenebilirdi Işın Karaca. Müzikten, şarkıdan, yorumdan daha mı önemlidir? Elbette değildir ama artık şu "görsel bütünlük" meselesini de biraz hayatlarına katsın bizim starlarımız da. Daha önce Gülşen için de yazdım bu konuyu, dert edindim, hep yazacağım...

8- Bu albümün devamının geleceğini açıkladı Işın Karaca. Hemen isteklerimi söylüyorum. İkinci albümde Orhan Gencebay ve Ahmet Kaya şarkıları unutulmamalı artık.

13 Mayıs 2010 Perşembe

Soner Arıca'nın Yeni Serüveni: YARIN HER ŞEY DEĞİŞEBİLİR

Yaza akan günlerimize, bir çok yeni albüm ve şarkı eşlik ediyor. Çok hareketli ve duygusal günler yaşıyorum bu yüzden. Benim için kıymetli olan her albüm için gecikmeli de olsa mutlaka bir şeyler yazacağım ama bazen bir albüm öyle çıkıp geliveriyor ki odalarıma, sırada yazılmayı bekleyen, notlar alınmış her şeyin önüne geçiyor. Geçen haftanın son günlerinde yayınlanan Soner Arıca'nın "Yarın Her Şey Değişebilir" albümüne öyle bir yerden yakalandım ki, söz kendiliğinden önce onun oldu.

ÖNSÖZ
Soner Arıca'ya Türkçe müzikte yeteri kadar hakkının verilmediğini düşünürüm. Nedense yeterince önemsenmediğini, bir şekilde es geçildiğini... Oysa Soner Arıca, söz ve müzik yazarlığıyla, her zaman yeni seslerin, değişimlerin peşinden koşan heyecanlı çabasıyla, fotoğraflarından klibine, repertuvar seçimlerinden kendini titizlik ve ustalıkla projelendirmesine kadar öncelikle takdir edilmesi gereken bir müzisyen. Yıllar önce "Yalvarma" maxi single'ıyla "remix" kavramının Türkçe müzikte yerleşmesi konusunda gönüllü savaşçısı olan da Soner Arıca'ydı, albümlerine seçtiği "Yağmur", "Sebebim", "Kavak Yelleri", "Akşam Olmadan Gel", "Ağlama Yarim", “Adın Bahardı” ve "Sen Mutlu Ol" gibi "cover" şarkılarla müzikal kariyerini doğru projelendirmeyi bilen de... Ve her albümünde "Yüreğime Ektim Seni", "Sarhoş", "Neredesin Sen","Tren Yolları" gibi türkülerle ısrarlı ve duyarlı bir yolculuğu sürdürerek bize bu toprakların masumiyetini hatırlatan da...

Elbette bu saydıklarım, kendine kattığı hoş renkleri oldu. Asıl önemlisi kendi yazdığı şarkılardır. Aşkı zerafetle ve incelikle anlatan bir şarkı yazarıdır Soner. Türkçe müziğin en iyi söz yazarlarındandır. “Kapını Çalan Benim”, “Bu Mu Sevda”, “Deniz Gözlüm”, “Bitmeliysen Bit”, “Beni Bırakma”, “Ben Olmadan”, “Gurbet Akşamları”, “Yalnızım”, “Ayrılık”, “Devlerin Aşkı” gibi bir solukta sayacağım hüzünlü hitleri “Derbeder”, “Efkarlıyım”, “Sen Türküler Söyle”, “Hatıram Olsun”, “En Güzel Serüven”, “Vefasız” gibi ritmik duygusal şarkıları, hissedebilmiş yüreklerde özel hatırlanır. Soner Arıca diskografisinin benim için de, (sanırım) anlaşıldığı üzere özel bir yeri vardır.


“YARIN HER ŞEY DEĞİŞEBİLİR”
Yeni albüme gelirsek;
Soner Arıca'nın 4-5 yıl aradan sonra yayınladığı "Yarın Herşey Değişebilir" albümü, bu albüm kalabalığı içinde asla "es" geçilmemesi gereken, özel ilgi ve alakayı sonuna kadar hak eden bir albüm.

Ağırlıklı olarak Soner Arıca imzalı şarkılardan oluşan "Yarın Her Şey Değişebilir" bir yanıyla kendi deyişiyle "ömrünü yarılamış" bir adamın, git gide daha keskinleşen doğruları içinde, duygusal açıdan geldiği olgunluğu hüzünlü bir çerçevede resmediyor, bir yanıyla yıllar geçse de onu terk etmeyecek içindeki deli ve heyecanlı çocuğu açık ediyor.

Hayatın sert ve kirli oyunları içinde hala naifliğini ve masumiyetini korumuş bir adamın, karşısındakini incitmemeye son derece özenli ve kibar bir tavırla; aşktan, hayattan ve ondan geriye kalanları, aldığı yaraları anlattığı, hem kendiyle, hem aşkla hem de hayatla hesaplaştığı bir albüm bu. Yargılayan, yükü yalnızca karşısındakine yükleyen zalim bir tavırla yapmıyor bunu. Albümün en sarsıcı şarkılarından “Kayıp”ta kibarca şöyle soruyor mesela: "Bilsem yeter, içten içe, sen de pişman mısın"...

“Kayıp” şarkısı kadar yürek yakacak “Neredeydin”de ise hem giden sevgiliye hem de kendine "olmazmış, boşunaymış,yetmezmiş bazen aşk" gerçeğini de artık kabul etmek gerektiğini hatırlatıyor. “Bitmeyen Sevda”da kendi de söylediği üzere, sanki bu şarkıları yazarken “bütün bir ömrünü gözden geçirmiş” Soner. Diğer albümlerde yaşadığı duygusal süreçlerden farklı olarak “Yarın Her Şey Değişebilir”de sanki daha çok “geçmiş”e yolculuk yapmış olabileceğini düşünüyorum. “Yarın Her Şey Değişebilir” cümlesi bile içinde; gelecek güzel günlerin umudunu taşıdığı kadar, geçen yılların sessiz bir duygu dökümünü de saklıyor gibi.

Bazı kırgınlıkları var, evet. Yalnız gecelere akan günleri var. Kendini bazen güneşten yoksun kayıp bir şehir gibi de hissettiği olmuş. Ama bütün yolların her zaman olduğu gibi yine umuda çıktığını görüyor ve seviniyorsunuz. Onu dinlerken her zaman bir çocuk sevinci kaplıyor içimi. Çünkü gönlüne "Tanrı bizi unuttu sanma, vardır bir bildiği" diyor. Vazgeçme diyor. Ve albümün en çarpıcı şarkılarından "Yarın Herşey Değişebilir"de isimlerimiz, yüzlerimiz başka başka olsa da, hikayemizin aynı sonla bittiğini hatırlatıp şöyle sesleniyor: "Üzülmeyeceksin, düşünmeyeceksin/ Bir çiçeğin renginde ya da bir çocuğun gülüşünde/ Hayatın tümünü çözümleyeceksin/ Kendini onarmak için en yokluk anında/ Başka bir kalpten akan yaşı sileceksin" Bana da tam bu noktada susmak düşüyor. Soner Arıca’nın daha bir çok serüvenine tanık olabilmek dileğiyle..

NOTLAR:
- Daha önceki albümlerinde olduğu gibi Soner Arıca’nın “cover” seçimleri yine çok başarılı. Fatih Kısaparmak’tan hatırladığımız “Karadut” ve Ajda Pekkan’ın unutulmaz “Tanrı Misafiri”, Soner’in renklerine çok uymuş. “Cover” meselesinde başarı kriterim, onu yeniden yorumlayan şarkıcının, şarkıyı ne kadar kendinin kılabildiğidir. Soner Arıca, bütün yaptığı “cover”larda son derece başarılı olmuştur.

- Albümün Sezgin Gezgin, Mustafa Budan, Febyo Taşel, Selim Çaldıran ve Erhan Tekyıldız tarafından dikilen “müzikal elbisesi”, hem Soner Arıca’nın müzikal geçmişine incelikli bir saygı duruşu yapıyor, hem de kendi içinde yenilenmeyi de biliyor.

- Daha önceki bir çok albümünde yaptığı gibi, Soner’in bazı şarkıların remixlerine yer vermesi de önemli. Soner Arıca, şarkılarını farklı versiyonlarla, remixlerle, her zaman başka bir halin içinden geçirmeyi sevdi. Bu yenilik ve farklılık arayışı her zaman takdir edilmesi gereken bir şey
.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Bir Anneye Şarkı...

Bu sefer her şey susacak ve Demet Sağıroğlu söyleyecek....

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Sen Çok Yaşa GÖNÜL..!

Gönül Yazar'la bundan yaklaşık 5 yıl önce, o zamanlar genel yayın yönetmenliğini yaptığım İstanbul Plus dergisinin kapak çekimleri için bir araya gelmiştik. Konseptimiz şuydu: Önce bir ismi seçiyor ve ona İstanbul'da nerede, kiminle fotoğraflanmak, sohbet etmek istersiniz diye soruyorduk. Gönül Yazar'ın büyük heyecanla tek tercihi Teoman olmuştu. Teoman da onay verdikten sonra onları birlikte fotoğraflamıştık. Gönül'le uzun bir sohbet ettik o zaman. Özellikle kayıt dışı öyle hikayeler anlatmıştı ki, o zaman kiminle dans ettiğimi anlamıştım. Gönül Yazar'ın hala neden bu kadar özel kaldığını, hala her yıla, her zamana neden bu kadar çok yakıştığını...

Yıllar sonra, birkaç gün önceyse, Hakan Eren prodüktörlüğünde hazırlanan "Gönül Yazar Forever" albümü için bir araya geldik. Önce NTV'ye güzel bir röportaj yaptık. Onu, albümde Sezen Aksu'nun Kibir şarkısında düet yaptığı punk rock grubu Rashit'le birlikte görüntüledik. Ertesi gün Gönül'ün grupla birlikte çektirdiği, burada da paylaştığım "punk" fotoğrafları geldi. Ekip olarak gördüklerimiz karşısında öyle şaşırdık ve heyecanlandık ki bize "Helal olsun be Gönül" demekten başka bir şey bırakmamıştı. O yine yapacağını yapmış, heyecanla, yıllara ve zamana gülümsüyordu.

Albümde Sezen Aksu, İlhan Şeşen, Serdar Ortaç, Gökhan Özen,Göksel, Bendeniz ve Ali Kocatepe gibi müzisyenlerin klasikleşmiş şarkılarını, Sadun Ersönmez ve Tansel Doğanay'ın ince ince işlenmiş nefis pop-caz düzenlemeleriyle, öyle bir yorumla söylüyor yeniden Gönül. Hakan Eren'in böyle bir albüm hazırladığından epey zamandır haberdardım. Biliyorsunuz, Eren, bundan birkaç yıl önce benzer bir projeyi Ayten Alpman için de yapmış; o albüm Alpman cephesinde yepyeni baharlar estirmişti.

"Gönül Yazar Forever" da son zamanların en iddialı, en özel proje albümlerinden. Birçoklarının delilik olarak göreceği bir şey belki de, ama iyi ki yine Hakan Eren var, iyi ki ısrar etmiş ve ortaya Gönül Yazar'ın en özel kayıtlarından biri çıkmış. Biliyorsunuz Gönül Yazar, kariyeri boyunca yalnızca Türk Sanat Musikisi'nde eserler vermedi. Yine Hakan Eren'in 2006'da yayınladığı bir derleme albümde bir araya geldiği üzere, pop şarkılar da söyledi. "Çapkın Kız"lar, "Mektubumu Buldun mu", "Nisan Yağmuru", "Arkadaşımın Aşkısın", "Aşk Hikayesi", "Buruk Acı" ve "Büyük Aşk" gibi eşsiz kayıtlar bıraktı müziğe. İşte "Gönül Yazar Forever"de, bu kayıtların izinden giden bir albüm.


Albümde Ferhat Göçer'in büyük hit olmuş "Gül ki"sinden tutun da Serdar Ortaç'ın "Asrın Hatası"na, Hülya Avşar'ın yorumladığı İlhan Şeşen bestesi "Delilerin Delisi"nden Göksel'in "Firar"ına uzanan özenle seçilmiş bir repertuvar var. Hakan Eren'i şarkı seçimleri konusunda da tebrik etmek gerekiyor. Seçilen her şarkı, sözleri itibariyle Gönül'e çok yakışan şarkılar olmuş.

NTV röportajından bir gün sonra Al Jamal'de onuruna verilen yemekte, bu albümde yaşlılık kompleksimi yenip, iki yaşlı kadın şarkısı da söyledim, diyor Gönül... Bahsettiği şarkılar Hakkı Yalçın'ın sözlerini yazdığı Gökhan Özen'in bestelediği "Mazim Değil" ve Bendeniz'in "Ağlayayım mı"sı.

Yemekte, bir süre sonra Bendeniz'in şarkısını söylemeye başlayıveriyor, yüzünü hepimize dönerek "Önce heyecandan sonra/ Yaşlılıktan titriyor titriyor ellerim/ Ne olur kızma/ Genç değilim ki sevgilim" Ellerini gösteriyor, "Şarkıda sevgilisi genç ya kadının, işte o yüzden böyle söylüyor" diyor. Bu şarkının kayıtları sırasında çok ağladığını anlatıyor. Uzun bir süre mücadele etmiş. Önceleri söylemek istememiş. "Hiç kimse yaşlılık şarkısı söylemek istemez. Ama en sonunda bunu kabul ettim ve söyleyeceğim, dedim. Gönül bir öncülük daha yapsın herkese" diyor.

Ama aynı Gönül gidiyor Rashit'le punk da yapıveriyor, üzerine deri bir ceketi ve gözlükleri geçirip. Hande Yener, Sezen Aksu ve Nihat Doğan'dan sonra "Kibir"i bir de Gönül'den dinleyin. İşte o zaman aslında bütün bildik düzenin aksine, Gönül'ün ne kadar da zamansız, yaşsız bir kadın olduğunu hissedeceksiniz. O kimbilir daha kaç kere hayatı cebinden çıkaracak, izleyeceğiz.

Al Jamal'deki gecede, ona, zamanında ulaştıramadığımız Teoman'la kapak olduğu dergimizi veriyorum. Bir çocuk gibi seviniyor. Dünyalar onun oluyor bir anda. Herkese gösteriyor. "Baksanıza yahu" diyor "Ne yakışıklı adam Teoman, benim adamım odur"diyor. Ve finalde kulağıma Teoman'la düet yapmayı çok istediğini söylüyor. Buradan hem Teoman'a hem de Hakan Eren'e bu isteği ileterek sözlerimi noktalamış olayım. Benim de en büyük arzum budur
.

Not: Gönül Yazar- Punk Fotoğraflar: Engin Korkmaz
Albüm Fotoğrafları: Zeynel Abidin Ağgül
Son Resimde Gönül Yazar'a Eşlik Edenler: Best Model 2010'da Dereceye Girmiş Modeller