Twitter Updates

16 Ekim 2009 Cuma

En Sevdiğim Özel Kayıtlar: Best Of "Tribute" Şarkılar

Yeni yayın döneminde "yeni" bir bölüm olarak anonsunu yaptığım "En Sevdiğim x Şarkıları" ya da biz ona genel bir adla "Liste" diyelim, bölümü "En Sevdiğim Özel Kayıtlar"la başlıyor. Aslında bu bölümün Mete Özgencil'le başlayacağını yazmıştım. Özgencil listesi hazır ama Buğra Uğur'la 30 yıl albümü birden kendimi bugüne dek yapılmış "tribute", "sevgi" "saygı", "hatıra" albümleri arasında bulmama sebep oldu. Böyle kayıtların Türkçe müzik için büyük bir zenginlik olduğunu düşünüyorum. "İthaf edilen" müzisyen için çok özel ve önemli olmasının yanı sıra, bu tarz albümlerde yer alan sanatçılar için prestij ve onları dinleme şansı elde eden bizler için de çok büyük şans. Bu albümler sayesinde çok özel kayıtlara sahip olmuş oluyoruz. Mesela "Onno Tunç" albümü nedeniyle Nilüfer'i daha önce büyük hit olmuş ve normal şartlarda sıfıra yakın bir ihtimalle söyleyeceği bir Sezen Aksu hiti "Tutsak"ı yorumlarken dinleyebiliyoruz. Çünkü bilirsiniz "diva"lar genelde diğer "diva"ların şarkılarını dünyanın neresinde olursa olsun, pek söylemeyi tercih etmezler. Benim kendi repertuvarım var, derler.


Böyle albümlerin bir başka şansı da bazı "orjinal" yorumcularından sevmediğiniz ya da o ilk versiyonunda keşfedemediğiniz bazı şarkılar için ikinci bir halden geçme şansı vermiş olması. Yani şarkıyı tekrar, başka bir yorumcuyla sizin önünüze koyuyor olması. Mesela Zuhal Olcay'ın "Güldünya Şarkıları" albümünde söylediği Funda Arar şarkısı "Neyse", benim o albümle keşfettiğim ve taparcasına sevdiğim bir kayıt oldu. Funda Arar'da bana göre daha silik kalan bu şarkı, Zuhal Olcay'ın yorumuyla " 'aman kimse dokunmasın, uzaktan bakılsın, hatta üzerine cam fanuslar yaptırılsın' tadında itinayla korunması gereken önemli kültür mirası" olarak değerlendiriliyor artık benim için.

Böyle albümler büyük sürprizler de getiriyor insana. Mesela daha önce hayatın başka bir platformunda tanıdığımız isimleri şarkı söylerken dinleyebiliyoruz. Aysel Gürel albümünde söz ve müzik yazarı Şehrazat'ın insanın içini yakan sesiyle "Rüşvet"i söylemesi ya da Suzan Kardeş için yapılan albümde Yasemin Yalçın'ın nefis "Taht Kurmuşsun Kalbime" yorumuyla bambaşka bir rengine şahit olmamız gibi. Lafı fazla uzatmadan, buyrunuz efendim Suat'ın en sevdiği "tribüte" şarkılar. (İlk aklıma geldiği sırasıyla listeledim ve 40 şarkıya kadar uzadı liste. Demek ki bu tarz özel albümlerin sayısı öyle çok artmış ki, içlerinden en güzelleri bile 40 şarkıyı buluyor.)

1. Zuhal Olcay- Neyse (Güldünya Şarkıları)
2. Sezen Aksu- Sevgili (Söz Vermiş Şarkılar- Murathan Mungan)
3. Nükhet Duru- Seninle (Onno Tunç Şarkıları)
4. Şehrazat- Rüşvet (Aysel Gürel- Çınar)
5- Yasemin Yalçın- Taht Kurmuşsun Kalbime (Suzan Kardeş- Makyaj Odası Şarkıları)
6- Deniz Seki- Her Şey Senin İçin (Ali Kocatepe- 41 Kere Maşallah
7- Şebnem Ferah- Değirmenler (Bülent Ortaçgil için Söylenmiş Bülent Ortaçgil Şarkıları)
8- Aylin Aslım- Karar Verdim (Güldünya Şarkıları)
9- Mustafa Ceceli- Karanfil (Uzay Heparı Sonsuza)
10- Hümeyra- Dönmek (Söz Vermiş Şarkılar- Murathan Mungan)
11- Candan Erçetin- Çember (Söz Vermiş Şarkılar- Murathan Mungan)
12- Gülden Karaböcek- Otel Odaları (Söz Vermiş Şarkılar- Murathan Mungan)
13- Zuhal Olcay- Kavak Yelleri (Buğra Uğur'la 30 Yıl)
14- Asya-Yusuf Bütünley- İnkar Etme (Buğra Uğur'la 30 Yıl)
15- Zeynep Casalini- Unutursun (Uzay Heparı Sonsuza)
16- Ayten Alpman- İstersen Hiç Başlamasın (Söz Vermiş Şarkılar- Murathan Mungan)
17- Özcan Deniz- Sevenler İçin (Ali Kocatepe- 41 Kere Maşallah)
18- Sezen Aksu- 1980- Sigaramın Dumanı Sen (Ezginin Günlüğü)
19- Nilüfer- Dalgalandım da Duruldum (Müzeyyen Senar- Bir Ömre Bedel)
20- Candan Erçetin- Kim (Söz-Müzik: Teoman)
21- Murat Güneş- Limanlar (Aysel Gürel- Çınar)
22- Sezen Aksu- Sakız Hanım ile Mahur Bey (Barış Manço)
23 Teoman- Yağmur (Bülent Ortaçgil için Söylenmiş...)
24- Funda Arar- Dünden Sonra Yarından Önce (Güldünya Şarkıları)
25- Nilüfer- Tutsak (Onno Tunç Şarkıları)
26- Yeşim Salkım- Rüya (Melih Kibar- Yadigar)
27- Candan Erçetin- Sevdan Olmasa (Melih Kibar- Yadigar)
28- İzel- Senden Önce Senden Sonra (Söz-Müzik:Teoman)
29- Sezen Aksu- Yüzünü Dökme Küçük Kız (Bülent Ortaçgil için Söylenmiş..)
30- Niran Ünsal- Giderim (Ahmet Kaya)

31- Aylin Aslım- Bir Çocuk Sevdim (Onno Tunç Şarkıları)
32- Zuhal Olcay- Sesler, Yüzler, Sokaklar (Söz Vermiş Şarkılar- Murathan Mungan)
33- Zerrin Özer- Dağınık Yatak (Söz Vermiş Şarkılar- Murathan Mungan)
34- Nazan Öncel- Mahur Beste (Ahmet Kaya)
35- Göksel- İstemeyerek İstemeyerek (Söz Vermiş Şarkılar- Murathan Mungan)
36- Işın Karaca- Ben Sana Vurgunum (Ali Kocatepe- 41 Kere Maşallah)
37- Teoman- Serserim Benim (Uzay Heparı Sonsuza)
38- Cem Yılmaz - Ah Bu Gönül Şarkıları (Suzan Kardeş- Makyaj Odası Şarkıları
39- Yavuz Bingöl- İki Çocuk (Söz-Müzik: Teoman)
40- Ajda Pekkan- Hançer (Söz Vermiş Şarkılar- Murathan Mungan)

DEĞERLENDİRME:

-
Listede en fazla şarkıyla yer alan albüm "Söz Vermiş Şarkılar" oldu. Bu da albümün ne kadar büyük bir özen ve titizlikle hazırlandığını gösteriyor. Keza bunun adı "Murathan Mungan titizliğidir." Albüm, onun titizliği nedeniyle bu tarz albümlerin en uzun sürede tamamlananı olmuştu. Ama sonuç görüldüğü ise muhteşem.

- Listede en fazla şarkıyla yer alan isim Sezen Aksu oldu. (Sakız Hanım ile Mahur Bey, 1980, Yüzünü Dökme Küçük Kız, Sevgili) Aksu'yu 3'er şarkıyla Candan Erçetin ve Zuhal Olcay izledi. Tahmin edilebilir bir "ilk 3" olduğunu düşünüyorum.

Bir başka listede görüşmek üzere....

13 Ekim 2009 Salı

Entertainbul'da Teoman yazısı

Entertainbul sitesine bu hafta Teoman yazdım. Teoman, artık kendisiyle özdeşleşen mekan JJ Balans'ta sezonu açtı. Onu bugüne dek birçok farklı sahnede izledim. Festivaller, küçük, büyük salonlar, açık salonlar, kapalı salonlar. Ama Teoman'ın en çok Balans gibi sahnelere yakıştığını düşünüyorum. Yazımda da Teoman'ın biraz mekanla, sahneyle kurduğu ilişkiye değindim. Kendimce tespitler yaptım. Bakalım siz de katılacak mısınız?

Yazı için adresimiz: http://entertainbul.com/yazar/teomana-kim-oldugunu-hatirlatan-sey-sahne

12 Ekim 2009 Pazartesi

Nefesimi Kesen Şarkılar (4) İnkar Etme- Asya & Yusuf Bütünley

Asya, kariyeri boyunca hep özel şarkılar söyleyen bir yorumcu oldu. Aysel Gürel'in tam da yerine rast gelecek sözüyle; "Üzüm buğusu" gibi yorumu özellikle duygusal şarkılarda devleştikçe devleşti. Yoksun Sen, İsyankar, Beni Aldattın, Olmadı Yar, Pişmanım, Ben Yokum bir çırpıda sayıvereceğim böyle unutulmaz Asya şarkılarından. Evlendikten sonra uzun bir süre müzikal sahada haber alamamıştık kendisinden. Ama geçtiğimiz yıllarda yeni bir albümle yeniden geri döndü müziğe. Ortalama bir albümdü, çok büyük ses veremedi ama ben yine de uzun bir süre ayrı kaldığım böylesi özel bir sese kavuşmanın saadetiyle yetinmeye çalıştım. Asya cephesinden beni sarsan manevra "Buğra Uğur'la 30 yıl" albümüyle geldi.


Asya, bu albümde sözlerini Nilüfer'in yazdığı "İnkar Etme"yi yorumlamış. Nasıl güzel, nasıl
nefes kesici, bilseniz... Az önce Kavak Yelleri'nde yazdığım gibi hafta sonu arkadaşım oldu bu 2 şarkı. Duvarlara sabitleyip gözlerimi, bir ona, bir buna geçip durdum. Şarkı henüz "youtube" gibi bir paylaşım sitesine girmediği için paylaşamıyorum ama bir an önce bir yerlerde dinleyiniz. Bu şarkıyla bir kez daha Asya'nın eşsiz yorum gücünü fark ettim. Şarkı da öyle yakışmış ki, kafamda binbir albüm projesi dolaşıyor kendisiyle ilgili. İlk yüz yüze geldiğimiz an iletmek istiyorum.

Asya, şarkıyı
Türk pop müziğine Vakit Varken (Candan Erçetin) ve Haykırsam Dünyaya (Kerim Tekin) gibi güzel besteler kazandırmış, önemli müzisyenlerden Yusuf Bütünley'le birlikte söylemiş. Yusuf Bütünley'in ne kadar şefkatli, sıcak ve özel bir sesi varmış. İlk kez dinliyorum. Sesinin her parçasından hüznü öyle belli ki, hele bir de yanında Asya olunca, gönül nasıl dursun dört duvar arasında? Cam çerçeve mi indirsin şimdi, kafa göz girişsin mi hayata? Söyle ne yapsın, sevgili okur?

Şarkının cevabı da sarsıcı: "Yaşamak ya da ölmek aynı"

Nefesimi Kesen Şarkılar (3) Nilüfer- Kavak Yelleri

Geçtiğimiz hafta, yine Hakan Eren'den sürpriz bir CD geldi. Uzun yıllar Nilüfer'in orkestra şefliğini yapmış, "Kavak Yelleri" ve "İnkar Etme" gibi Nilüfer diskografisinin 2 önemli klasiğinin bestecisi Buğra Uğur için hazırlanmış "Buğra Uğur'la 30 Yıl" albümü. Müzisyenin bizzat kendisi tarafından hazırlanan bu albüm, kapsamlı bir müzikal otobiyografi olarak değerlendirilebilir. Bu albüm sayesindedir ki bütün hafta sonumu, neredeyse hiç kıpırdamadan bu 2 büyük şarkıyı dinleyerek geçirdim. Sürekli "repeat two" şeklinde bir "Kavak Yelleri", bir "İnkar Etme". Bu vesileyle hem değerli ustanın albümünü kutlamak istedim hem de bir süredir "ara" verdiğim "Nefesimi Kesen Şarkılar" listeme 2 yeni şarkı eklemek...Yine kimbilir kaç aşkın, kaç ayrılığın nöbetini tutmuş şarkılar bunlar..

"Kavak Yelleri"ni ilk dinlediğimde ortaokul başlarındaydım. Bir okul gezisi yapılıyordu. Kuşadası'na gidiyorduk sanırım. Otobüsün mola verdiği yerlerden birinde almıştım Nilüfer'in "Yine Yeni Yeniden" albümünü. Her bir şarkısı ayrı güzel bu albümde, zamanı geldiğinde "Kavak Yelleri"nden de payıma düşeni alacaktım elbette. Bir de tabi, insanın o zamanlar elinde, çocukluk aşklarından başka şöyle gerçek bir hatırası da yok. Daha çocukluğun merdivenlerinde, hiçbir kaygı,telaş, sorumluluk olmadan, sanki her şey çok güzel olacakmış tonunda, koşturup durmaktayız. Koşup terleyip sonra yine koşup yine terleyip ama hiç yorulmadan geçiyoruz günlerin içinden.

Ama ruh bir şekilde de olsa, sanki başına gelecekleri hissediyor o kadar erken zamanlarda bile. Ne zaman çocukluğumda seçtiğim şarkılara baksam, hepsinin bir zaman sonra hayatımın kayıtlarını tutan, nöbetini bekleyen hatıra askerlerine dönüşmüş olduğunu fark ediyorum. "İçimde yılgın rüzgarların ayak sesleri/ Sen de daha yeni yeni kavak yelleri" gibi iki mıhlayan satır bugün yalnızca gelmiş geçmiş yazılmış en güzel sözlerden biri olduğu için acıtmıyor canımı. Bir aşkın da sesli kaydını saklıyor benim için. O hikayenin soundtrack'inde, şu yukarıda görmüş olduğunuz canlı performans kaydıyla ışıldıyor. Şarkının olağanüstü güzel Zuhal Olcay yorumunu da onun hemen yanına koyuyorum bugün itibariyle.

11 Ekim 2009 Pazar

2009'un Yıldızı Şimdiden Belli Olmuştur: AJDA PEKKAN






Evet, 2009'un yıldızı, Ajda Pekkan'dır.
Tartışmasız.
Bir çok sebebi var.
Aynur'la Güldünya konserinde yaptığı Kürtçe düetten tutun, Harbiye Açıkhava'da giydiği cesur mayoya, Tarkan'la düetten, basınla beraber sahneye çıkmaya, mecburi bir sebeple başlayan ama bir trend olan "ugg"larından Resim şarkısına. Ve de en son Hürriyet Treni projesi için Hasankeyf'te Dicle sularına sıfır verdiği nefis konsere kadar...
Ajda Pekkan bu yıl ard arda bir çok "özel" hatıranın başrolündeydi.
Adeta yeniden doğdu kendinden.
Yepyeni, pırıl pırıl ve enerji dolu bir genç kadın olarak.
Tavrı olan bir kadın olarak.
Söyleyecek sözü olan bir kadın olarak.
Değişirken değiştiren bir kadın olarak.

Bu yıl hayata ses verdiği her anda, nefes kesiciydi.
Göz kamaştırıcıydı.
İyi ki vardı.
İyi ki kendi kendine ördüğü kabuğundan çıktı.
Artık bize biraz daha yakın.

Kısacası her bakımdan i-n-a-n-ı-l-m-a-z-d-ı bu yıl Ajda Pekkan.
Önünde sevgiyle şapkamı çıkarıyorum.
NOT: Bu yazıyı yazarken Sezen Aksu'yu da düşündüm. Çünkü Sezen Aksu, sahneye Kürtçeyi, Ajda Pekkan'dan çok daha önce taşımıştı. "Hasankeyf'e Sadakat" gibi benzeri sosyal sorumluluk projelerinde çok uzun zamandır yer alıyor. Cumartesi Anneleri'ne de bir şarkıyla destek veriyor, Kürt açılımıyla ilgili de fikrini söylüyor, Mehmetçik'e de bir şiirle sesleniyor. Peki, Ajda Pekkan'ı bunlardan çok daha azıyla bu yıl bu kadar yıldızlaştıran şey nedir? Hemen söyleyeyim.

Ajda Pekkan, yukarıda da yazdığım gibi bugüne kadar hep kendi kabuğunda yaşadı. Böyle politik, sosyal meselelerde hiç rengini belli etmedi. Kürtçe şarkı söylemeyi bırakın, kendisinin müzik dışında herhangi bir konuda fikirlerini bile duyamadık. Çünkü röportaj vermedi, konuşmadı. Uzun yıllar sustu. Ama bu yıl birdenbire hayata bu kadar güçlü ses verince ister istemez çok daha fazla ilgi çekti. Sezen Aksu ise yıllardır hayatın, Türkiye'de olup bitenlerin ortasında yaşıyor ve buradan besleniyor. Dolayısıyla Sezen Aksu'nun artık Kürtçe bir şarkı söyleyerek farklı dil,din, ırk ve kimlikler için tepkisini koyması ya da Hasankeyf'e destek için orada konser vermesi bizim zaten ondan beklediğimiz, alıştığımız bir şey. Ama hafızamızın Ajda Pekkan bölümü için bunlar yeni ve heyecanlı gelişmeler. O yüzden daha büyük heyecan yaratıyor, daha çok ilgi görüyor.

Yine Süperler...

Geçtiğimiz ay Mazhar Alanson'un acayip eğlenceli ve fırlama "okul formalı" fotoğraflarından sonra Billboard Türkiye dergisinin bu ayki kapağı da şahane. Uzun zamandır Seattle'da olan ve yurda yeni giriş yapan Koray Candemir ve Serkan Çeliköz'e kendi deyimleriyle "suç üstü" yapmışlar ve yeni projeleri Maskott'u konuşmuşlar. Fotoğraflar öyle akılda kalıcı ve etkileyici ki, sanki albüm kapağı gibi olmuş. Grubun menajeri Simla'ya da söyledim. İnsanlar Maskott'u bu fotoğraflarla ilk algılarına yerleştirdiler ve bir süre daha böyle hatırlayacaklar. Simla da benimle aynı fikirde. Ama sanırım bir süre daha grubun bir "ilk albümü" olamayacak. Çünkü grup şarkılarını "albüm" yerine farklı bir metodla müzikseverlere sunacak. Ekim ayının ortası gibi ilk şarkı "www.maskottlive.com" adlı internet sitesinde olacak. Bu site için özel bir hazırlık yapılıyor. Sitede her hafta grubun yepyeni bir şarkısının yanı sıra, grubun çok özel fotografları, videolar, ikilinin stüdyo kayıtlarından ve özel hayatlarından görüntüler ve sürpriz yarışmalar da olacak. Ne diyelim, Billboard'a tebrik, Maskott içinse yine bize hasret, yine bize esmer günler düşer...

Not: Bu şahane fotoğrafları Billboard Türkiye'nin fotoğraf editörü Dinçer Dinç çekti.

Ne Güzel Bir Şey Olmuşsun Sen: Doğa İçin Çal



Bu video'ya mutlaka rastlamışsınızdır.
Son yıllarda "gözlerim yaşaracak" kadar beğendiğim nefis bir iş.
Çok sıcak, samimi ve naif.
"Doğa İçin Çal", bir "ağaçlar.net" projesi.
Fırat Çavaş, doğdukları iller farklı, yaşadıkları mekanlar farklı, zevkleri, yaşama bakış açıları farklı 45 müzisyeni, bir araya getirmiş.

Sloganları da, şarkıları gibi naif. Derler ki,
"Divane Aşık Gibi" yollarda dolaşmaktan başka, hem mecazda hem de fikirde "Sen yağmur ol, ben bulut, Maçka'da buluşalım" diyoruz. Yeni başladık, devam edeceğiz... Sizi de bekleriz!"

*
Asıl biz çok mennun olduk efendim. Biz de geliriz, ama siz yine, yeni şarkılarla gelin, olur mu? Arayı açmayınız.

10 Ekim 2009 Cumartesi

Sezen Aksu'nun Ara'sı, Bengü'nün Hızı

Sezen Aksu, eylül sonunda Kuruçeşme Arena'da verdiği konserinde "bir kaç sene" sahneye ara vereceğini, dinlenmek istediğini açıkladı. Görünen o ki, hem yaz hem kış klasiği haline gelen Sezen Aksu konserlerini bir süre özlemek zorunda kalacağız. Aslına bakarsanız bu hiç de tuhaf bir durum değil. Sezen Aksu konumunda bir diva, yurt dışında çok daha fazla seneler müziğe ara verebiliyor. Sadece sahne performansları için değil üstelik, yeni şarkılar için bile hayranlarını uzun seneler bekletebiliyor. Bakınız en yakın örneği Whitney Houston. Kendisinden kaç yıl aradan sonra ancak bu yıl yeni şarkılar duyabiliyoruz. Ama nedense bizde müzikte çok daha ağır bir işçilik var. "Her yıl albüm yap, sürekli yeni hitler üret, aman gündemden düşme, yaz kış konserlerini ihmal etme, turnelere, extrala gitmeye devam et, bir de yapabiliyorsan başka sanatçılara da şarkı vermeyi sürdür."

Elbette böyle bir tablonun ortaya çıkması hem sanatçıların hem de bizim ortak olarak oluşumuna katkıda bulunduğumuz bir şey. Git gide ve her geçen gün "çok daha hızlı tüketen" yaratıklara dönüştüğümüz için sürekli ve sürekli sevdiğimiz şarkıcılar da "yeni, yine, yepyeni" şeylerle karşımızda olsun istiyoruz: Hep göz önünde dursunlar, aman bir yerlere kaybolmasınlar, üretsinler de üretsinler, ben de tüketeyim de tüketeyim.

Durum bu hale gelince, e sanatçılar da buna itiraz etmeyip "albüm yapma" aralarını düşürüp, her sene ve hatta 6-7 ayda bir albüm yapmaya başlayınca müzik dünyasında yaz,kış,her dönem büyük bir karnaval tadı oluşmaya başladı. Örneklemek gerekirse, Hande Yener neredeyse kendisiyle yarışıyor. Sene dolmadan yeni bir "elektro-devrim!"le karşımızda. Demet Akalın ve Serdar Ortaç, her zaman, her yerde ama özellikle yazları plajlarda, sahillerde olmazsa olmazlar.


Diğer yandan Bengü hanım da sürekli ama sürekli her yıl en az bir "10-12 şarkılık albüm" seriveriyor ömrümüze. Görünen o ki istediği de yalnızca "bu yaz ben de varım, aman yazı kaçırmayalım, festivaller, konserler, extralar, seneye nasıl olsa yine, yeni bir albüm yaparım. Biraz radyolar diğer bir iki şarkımı çaldı mı, e tamam kapatırız bu albüm defterini, yenisine başlarız. Haydi yine 12 şarkı bul, haydi yine koş stüdyolara." Yahu bunca hıza ne gerek var? Peki ya bunca emek?

Sormak isterim ey sevgili okuyucu, Bengü albümlerinde artık bir gelenek haline gelen "meşhur Serdar Ortaç hızlıları" dışında hangi şarkılarını keşfedebildiniz? Hangi şarkılarını size ulaştırabildi? Hadi slow radyolarda çalan bir kaç "slow" şarkıyı ve de bir sonraki yeni albümün yoğun çalışmaları arasında zaman bulunup da çekilen şanslı birkaç "2. klibi" saymazsak? Bir de Bengü, Sezen Aksu gibi albümleri çıkar çıkmaz satın alınan ve baştan sona dinlenmek için "özel zaman ve kredi" ayrılan bir müzisyen olmadı ki henüz. Evet eğer "yeni bir Sezen Aksu" albümüyse söz konusu olan, ister 30 şarkıdan oluşsun, ister senede bir çıksın, en azından insan bir baştan sonra her şarkıyı dinleyip, şans veriyor. Peki Bengü daha kendi albümüne şans vermezken, "daha dün bir, bugün iki" o, yeni bir albüme başlarken ben nasıl Bengü'nün diğer şarkılarına şans verebilirim?

Şimdi bu uzun yazıdan şöyle 2 anafikir çıkıyor:

1- Sezen Aksu'nun ara vermesini de hem çok profesyonel hem de çok insani buluyorum. İsterse hiçbir şey yapmasın Sezen Aksu, uzun zamandır medyada en fazla yer alan, merak edilen, takip edilen bir isim. Hele de son yıllarda hem albüm, hem konser, hem de diğer özel projeler ve beyanatlarla sürekli bizlerleydi. Buna rağmen hayranları farklı bir bağla yine aynı tutkuyla, hiç bıkmadan, sıradanlaşmadan onu takip etmeye devam ediyorlar. Ama sessizlik güzeldir bazen. Susmak iyidir. Uzaklaşmak, görünen platformlardan kaybolmak iyidir. Özletir. Merak ettirir. Merak uyandırır. Talebi arttırır. Ekonomik açıdan bakarsak marka değerini ve konser fiyatını bile yükseltebilir. Ayrıca biraz havalandırır. Her iki tarafa nefes aldırır. Tabi en çok da bu yoğun tempoda çok yorulan Sezen Aksu'ya...

2- Bengü'ye tavsiyem biraz daha albümlerine sahip çıkması. Onlarla biraz daha uzun soluklu ilgilenmesi. Eğer derdi sadece "yaz hit"lerinin arasında yer almaksa en yakın rakibelerinden Demet Akalın gibi "tek şarkılık single'larla geçirsin yazlarını. Bakınız Ajda Pekkan, Sertab Erener, Enbe Orkestrası ve Mustafa Ceceli de tek şarkının yer aldığı "single"larla; hem yine her yerde ve hit'tiler hem de her bakımdan çok daha ekonomik bir şey yapmış oldular. Zaten müzikte kış aylarında iyice "single"lar ağırlığını hissettirecek. Bir çok isim albüm yerine "tek şarkı"yla yoluna devam edecek. Ama eğer Bengü çok daha uzun soluklu albümleri olsun, geride klasik şarkılar bıraksın istiyorsa biraz daha özenle ilgilenmeli albümleriyle. Mesela son albümü "İki Melek"te birden fazla slow şarkının radyolarda çaldığını biliyorum. Mesela o şarkıları daha uzun soluklu değerlendirebilir. Buradan işe başlayabilir.

"Ara Notları"- Deniz Seki


Ve nihayet yeni yazılarla bir aradayız. Verdiğimiz "uzunca" sayılabilecek "ara" boyunca önemli bazı gelişmeler oldu. Şüphesiz en önemli gelişme Deniz Seki'nin özgürlüğüne kavuşmasıydı. Deniz için nihayet 218 gün sonra anahtarlar ters döndü ve o yeniden "ışık"la buluştu. Şu anda ailesi ve yakın arkadaşlarıyla birlikte Sapanca'da bir çiflikte dinleniyor. Öğrendiğim kadarıyla henüz hapishanede yazdığı şarkılar ve şarkı sözleriyle ilgili bir çalışmaya başlamış değil. Ama çiftlik evinde yeni şarkılar yazdığını da haber aldım.

Çok zor bir tufanı geride bıraktı Deniz. Çok ağır bir sınavdan geçti. Ama şimdi yepyeni şarkılarla, yepyeni bir yolculuğa çıkacak. Kalbi hasar alsa da, ruhu yorulsa da, inanıyorum ki kendisini en kısa sürede toparlayacak. Yine güçlü, yine dibine kadar sahici Deniz olarak daha çok hikayeler anlatacak bize, daha çok aşkına ortak edecek.

Deniz Seki'yi ilk defa bundan 3 yıl önce Kuruçeşme'de bir gece kulübünde izlemiştim. "Aşk Şarkıları" konseptiyle özel bir performans yapıyordu. Siyah, küt bir peruğu, uzun kırmızı bir elbisesi vardı. Sahneye o kadar çok yakışıyordu ki... Öyle kalbiyle, öyle hissederek söylüyor ve sizi de ortak ediyordu ki geceye, "hayatımın en güzel gecelerinden biri" diye hatırlıyorum hala. O gece bir kez daha fark ettim. Deniz iki şey için yaşıyor: aşk ve müzik. Dilerim bundan sonra hiç ayrılmaz Deniz, onlardan. Ve biz de hepsinden...

7 Ekim 2009 Çarşamba

Kapalıydık, Evde Yoktuk...

Valla, elimizde olmayan nedenlerle bir süre "kapalıydık, evde yoktuk." Vardık da "yeni ses", "yeni söz" olarak yoktuk. Önce bayram, ardından kullanılan yıllık iznin ikinci bölümü, sonrasında iş,güç, hayat koşturması.. Bir sürü şey oldu, yazacak bir sürü şey birikti. Önce "olmadığımız zamanlar"dan "yeni yazı"lara bir çizgi çekelim. Yoktuk, özür dileriz diyelim... Hayatın bize izin verdiği ilk "zaman"da görüşmek dileğiyle, en kısa sürede gelmek üzere "gidelim". Merak etmeyin, birkaç güne geliyor yeni yazılar...