2010'un en heyecanlı hareketlerinden biriydi Multitap. "Kareli Battaniyem"le müthiş bir çıkış yaptılar. "Takım Oyunu" adını verdikleri ilk albümleri baştan sona çok iyiydi. Kısa sürede büyük kalabalıklara ses vermeyi başardılar. Diğer bir sürü "ilk" albümün ve yeni grubun arasında bu denli dikkat çekmelerinin en büyük sebebi, şarkı sözleriyle, melodileriyle, anlattıkları hikayeleriyle kimlikli ve farklı bir dünya kurmayı başarmış olmalarıydı. Bir farkları, tavırları, duruş ve dertleri vardı. Önlerine konanla yetinmiyor, şarkılarında hayatı çatır çatır sorguluyorlardı. Cesur ve gözü pektiler.
Grup, geçtiğimiz günlerde yayınlanan 2. albümleri "Özel Birisin"le bütün bunların üzerine yeni tuğlalar koyuyor, çıtayı biraz daha yükseğe çıkarıyor. Albümde Multitap üyeleri, baştan sona doğru bildiklerinden şaşmadan, canları ne söylemek, nasıl söylemek istiyorsa söylemişler yine. Müzikal olarak ilk albüme göre biraz daha sakin ve orta tempolu yürüdüklerini söyleyebiliriz. Ama bu sakinlik, sanki biraz dünyanın ve Türkiye'nin genel gidişatı karşısında yorgun düşmüş, aşk dahil hayatın içindeki herşeyin kendini tekrar etmesinden sıkılmış, aynı sözü bin kere söylemekten bıkmış ruh hallerinden kaynaklanıyor. Herşeyin sakız gibi üzerimize yapıştığı bugünlerde artık bir şeylerin değişmesini istiyorlar. "60'larda böylemiydik? Hem çiçektik, hem böcektik/ Terketmezdik düşenleri/ Ayıplamazdık öpüşenleri" sözleri aslında hayal ettikleri dünyayı eksiksiz olarak anlatıyor. Bütün meselenin özetiyse albümün final şarkısında: "Sıcak bir evin, bir kedin ve de çılgın arkadaşların var/ Biz böyleyiz, bu kadarız, bizim hayatımız/ İçimizden ne geçerse onu söyler yaparız/ Bu zamana ait değil asi ruhlarımız/ İşte böyleyiz, bu kadarız"
Grup, geçtiğimiz günlerde yayınlanan 2. albümleri "Özel Birisin"le bütün bunların üzerine yeni tuğlalar koyuyor, çıtayı biraz daha yükseğe çıkarıyor. Albümde Multitap üyeleri, baştan sona doğru bildiklerinden şaşmadan, canları ne söylemek, nasıl söylemek istiyorsa söylemişler yine. Müzikal olarak ilk albüme göre biraz daha sakin ve orta tempolu yürüdüklerini söyleyebiliriz. Ama bu sakinlik, sanki biraz dünyanın ve Türkiye'nin genel gidişatı karşısında yorgun düşmüş, aşk dahil hayatın içindeki herşeyin kendini tekrar etmesinden sıkılmış, aynı sözü bin kere söylemekten bıkmış ruh hallerinden kaynaklanıyor. Herşeyin sakız gibi üzerimize yapıştığı bugünlerde artık bir şeylerin değişmesini istiyorlar. "60'larda böylemiydik? Hem çiçektik, hem böcektik/ Terketmezdik düşenleri/ Ayıplamazdık öpüşenleri" sözleri aslında hayal ettikleri dünyayı eksiksiz olarak anlatıyor. Bütün meselenin özetiyse albümün final şarkısında: "Sıcak bir evin, bir kedin ve de çılgın arkadaşların var/ Biz böyleyiz, bu kadarız, bizim hayatımız/ İçimizden ne geçerse onu söyler yaparız/ Bu zamana ait değil asi ruhlarımız/ İşte böyleyiz, bu kadarız"
İşte böyle asi ruhlara daha çok ihtiyacımız var.









.jpg)





































